YALNIZCA ALLAH'IN RIZASINI ARAYANLARIN SONSUZ YURDU: CENNET

Allah’ın rızasına uymak, insanı dünyada güzel bir hayatla yaşatır. Ahirette ise bu yaşam güzellikler ve nimetlerle sonsuza dek sürer. Bu nedenle insan kişilerin rızasını kazanmak ya da dünyanın geçici metaına sahip olmak için harcadığı çabadan çok daha fazlasını Allah’ın rızasını arayanlara vaat ettiği cennet için harcamalıdır. Üstad Said Nursi bu konuyu şöyle örneklendirmiştir:

"Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet (kulluk) neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz (bezginlik duymadan) çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut (gıda) ve gına (zenginlik) ve elbette bir menzilin (inilen yer) olan kabrinde gıda (zenginlik) ve ziya (aydınlık) ve herhalde mahkemen olan Mahşer'de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü'nde nur ve Burak (binek) olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır? Bir adam sana yüz liralık bir hediye va'detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va'd edebilir (sözünden dönebilir) o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va'd hakkında muhal (sözünden dönmesi imkansız) olan bir Zât, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va'd etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre (isteksiz) gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle onu va'dinde ittiham (suçlasan) ve hediyesini istihfaf etsen (hafife alsan), pek şiddetli bir te'dibe (edeplendirme) ve dehşetli bir tazibe (azaba) müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı (korkusu), en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?"


Allah’ın rızasını kazanmanın dışında yapılan bütün işlerin, harcanan çabanın kazancı çok az ve yetersizdir. Hiç kimse, tüm gücünü ve mal varlığını harcasa da, Allah’ın yarattığı bu dünya içinde Allah’ın rızasını kazanmadan kendisini gerçekten hoşnut edecek bir sonuca ulaşamaz. İnsan istekleri için harcadığı çabanın sonucunda eline geçeceklerle Allah’ın rızası için çalıştığında kazanacaklarını kıyaslamalı ve kişiye tek fayda sağlayacak olan Allah’ın rızasını tercih etmelidir. Şüphesiz ki Allah’ın rızasının karşılığı hiçbir dünyevi karşılıkla kıyas kabul etmez. Çünkü bu karşılık, kısa süreli dünyada güzel ve huzurlu bir hayatın yanında sonsuza kadar sürecek şölen niteliğinde, tarifi mümkün olmayan eşsiz bir hayatı kapsamaktadır.

CENNETTEKİ SONSUZ NİMETLER

İnsanın zevk aldığı ve isteği herşey ve daha fazlası vardır. (Kaf Suresi, 35; Zuhruf Suresi, 71; Enbiya Suresi, 102)

Muazzam bir mülk vardır. (İnsan Suresi, 20)

Her yanı nimetlerle donatılmıştır. (Saffat Suresi, 43; İnsan Suresi, 20)

Ölüm tadılmaz. (Duhan Suresi, 56)

Ebedi olarak kalınır. (Bakara Suresi, 25)

Yorgunluk veya bıkkınlık duyulmaz. (Fatır Suresi, 35)

Sınırsız mutluluk vardır. (Yasin Suresi, 55)

Tam bir rahatlık vardır. (Vakıa Suresi, 89)

Alabildiğine geniştir. (Hadid Suresi, 21)

Hoşnut bir yaşam vardır.(Hakka Suresi, 21)

Hüzün ve korku yoktur. (Bakara Suresi, 62; Al-i İmran Suresi, 170; Fatır Suresi, 34; Araf Suresi, 35)

Geniş ikram görülür. (Saffat Suresi, 42)



Kusursuz bir şekilde yeni bir yaratılışla yaratılmış, bakire, tertemiz, pürüzsüz tenli, iri gözlü ve bakışları sadece eşlerine çevrimiş huriler vardır. (Bakara Suresi, 25; Saffat Suresi, 49; Zuhruf Suresi, 70; Saffat Suresi, 48; Duhan Suresi, 54; Vakıa Suresi, 22-23, 36-37; Rahman Suresi, 56, 58, 70, 72; Nebe Suresi, 33; Vakıa Suresi, 35)

Yüksek köşkler ve güzel meskenler vardır. (Furkan Suresi, 10, 75; Ankebut Suresi, 58; Saff Suresi, 12)

Rahatsız edici sıcak veya soğuk yoktur. Sürekli gölgelikleri vardır. (İnsan Suresi, 13; Rad Suresi, 35; Mürselat Suresi, 41; Nisa Suresi, 57)

İçinden ırmaklar akar. (Bakara Suresi, 25)

Sütten ve baldan ırmaklar vardır. (Muhammed Suresi, 15)

Yükseklerde kurulmuş döşekler, mücevherlerle işlenmiş tahtlar vardır. (Vakıa Suresi, 15, 34; Gaşiye Suresi, 13; Saffat Suresi, 44)

Dizi dizi yastıklar, serilmiş yaygılar, çarpıcı güzellikte döşekler vardır. (Gaşiye Suresi, 15-16; Rahman Suresi, 76, Vakıa Suresi, 30)

Bitip tükenmeyen, hesapsız bir rızık vardır. (Sad Suresi, 54; Mümin Suresi, 40)

İçindeki nimetler eksilmez. (İnsan Suresi, 13; Vakıa Suresi, 33)

Rahatlıkla erişilen çeşit çeşit meyveler vardır. (Vakıa Suresi, 28, 29, 32; Nebe Suresi, 32; Hakka Suresi, 23; Rahman Suresi, 68; İnsan Suresi, 14)

Tertemiz su kaynakları vardır. (Mutaffifin Suresi, 28; Gaşiye Suresi, 12; Rahman Suresi, 50; İnsan Suresi, 6,18)

Çeşit çeşit incelikler ve güzellikler vardır. (Rahman Suresi, 48)

Atlastan ağır işlemeli yastıklar vardır. (Rahman Suresi, 54)

Tertemiz hizmetçiler vardır. (Tur Suresi, 24)

Saçılmış inci gibi ölümsüz vildanlar vardır. (İnsan Suresi, 19)

İçenlere sarhoşluk vermeyen bembeyaz, katıksız bir şarap vardır. (Mutaffifin Suresi, 25,26; İnsan Suresi, 5; Saffat Suresi, 46-47; Vakıa Suresi, 19; Tur Suresi, 23)

İpekten ve ağır işlenmiş atlastan elbiseler, altın, gümüş ve inciden takılar vardır. (İnsan Suresi, 21; Hac Suresi, 23)

Yiyecek ve içecekler altın ve gümüşten tepsi ve testilerle sunulur. (Zuhruf Suresi, 71; İnsan Suresi, 15-16)

İçindeki yiyeceklerin tadları dünyadakiler benzemektedir. (Bakara Suresi, 25)